birçok Fransız filmine mekan olan St. Charles Gar'ı, şehrin yüksek tepelerinden biri üzerinde kuruludur. Garı şehrin merkezine bağlayan Boulevard d’Athenes caddesine doğru alçalan toplam sayısı 104 olan merdivenlerin en üst basamağından aşağıya bakınca tüm şehrin ayaklarınızın altında olduğu hissi veriyor.
stanbul'a benzer özellikler taşıyan MarsilyaAyrıca Marsilya 2 bin 600 yıl ile Avrupa'nın en eski şehri unvanına sahip... Bu eskilik sokaklarında kolayca farkediliyor. Birbirine bitişik sıralanan yüzlerce apartmanın dar bir koridor görünümü oluşturduğu Arnavut kaldırımlı sokaklarında yeni yapı hemen hemen hiç yok. Asırlar öncesinin yüksek tavanlı, uzun pencereli evleri yıkılmamış ve korunarak bugüne kadar gelmiş. Tarihi geçmişiyle yüksek mimari değer taşıyan bu apartmanlar bugün hala halkın kullanımında..bugün egemen bir din yok ve çok çeşitli kültürel yapısı içinde her dinden insana rastlanıyor halkının liberal yanı tarih boyunca ağır basıyor.
1792'de Marsilya halkı asiliğiyle ünlenir. Altı bin gönüllüden oluşan Ren Ordusu, Claude Joseph Rouget de Lisle'in bestelediği savaş marşı ‘Chant de guerre pour l'armée du Rhin'ı söyleyerek, Fransız Devrimine katılmak için Paris'e doğru yürüyüşe geçer. 1795'de Fransa'nın milli marşı kabul edilen bu marş ‘La Marseillaise’ olarak bilinir.
Marsilya'nın içinde olduğu kadar civarında da gidilecek çok yer var. Sabunlarıyla ünlü olan Aix-en-Provence şehri Marsilya'ya kara yoluyla 30 km uzaklıkta. Arnavut kaldırımlı daracık sokakları İstanbul'un Beyoğlu semtini hatırlatıyor.
Aix-en-Provence şehrinin kuzeyinde kalan kısımlarda özellikle Puyricard'da burjuva kesiminin yaşadığı söylenirken, bu sevimli Fransız şehrindeki evlerin Fransa'da en pahalılar arasında olduğu biliniyor. Aix-en-Provence'ın 10 km kuzeyinde Cezanne ve Picasso'nun tablolarını yaptığı lavanta tarlalarıyla kaplı St. Victoire Dağı hala tablolardaki güzelliğinde. Picasso'nun yaşadığı şatoya girilmiyor fakat dışarıdan görülmesi bile onca yolu gitmeye değer.
Şehiriçi tur yapmak için ise iki seçenek var. İlki, bir gün için kişi başına 16 Euro olan otobüslerle şehri dolaşmak. İkincisi ise yollardaki kırmızı çizgileri takip ederek yürümek. İki saat süren kırmızı çizgiyi takip turuyla şehrin gezilip görülecek tüm tarihi ve turistik yerlerini görüyorsunuz. Yürümeyi sevenlere önerilir... Alexandre Dumas’nın romanı ‘Monte Kristo Kontu’yla üne kavuşan ‘Château d'If’ şehrin en güzel manzaralarından birine sahip. 1524 yılında inşa edilen bu şato, 17'inci yüzyılda devlet hapisanesine dönüştürülmüş.
Lavanta tarlalarıyla çevrili Marsilya da eski ve yeni içiçe yaşıyor... Hangi tepesinden baksanız dağlarla çevrili muazzam bir liman manzarasıyla karşılaşıyorsunuz. Marsilya, tarih ve kültür karışımı bir gezi için ideal bir şehir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder